İçerik Slayt

Etkinlikler
GÖCEK KOYLARI - 2012 YAZ

Sevgili arkadaşlarım,

 

Artık hepiniz(özellikle yat paylaşımcıları) birer göcek uzmanı oldunuz ama ben yine de göcek’te yaptığım geçen haftaki gezi izlenimlerimi sizinle paylaşmak istedim(sonuna gelmiş de olsak birkaç arkadaşımın işine yarar belki);

 

 

 

Temmuz ayında yaptığım gezide göcek’teki bilinen tüm marketleri ve manavları gezerek tam bir alışveriş yorgunu olmuştum. Sonradan öğrendim ki, D Marin içinde bir market varmış ve hemen tüm ihtiyaçları(buz dahil) karşılıyor ve teknenize servis yapıyor, üstelik son derece kaliteli ürünler ve fiyatları normal. Size önerim göcek içinde alışverişle hiç oyalanmayın, tüm gereksinmelerinizi marina içindeki marketten karşılayın. Sahibi Metin adında genç bir arkadaş, güleryüzlü ve düzgün bir esnaf. KAYK dan geldiğinizi söylerseniz tekel ürünleri dışındaki ürünlerde barkot fiyatı üzerinden % 10 indirim yapıyor(market telefonu : 0252 645 1513). Ben buradan aldığım öteberinin dışında iki kalıp buz alıp buzdolabına koydum(ayrıca birkaç paket içecek buzunu da başka bir buz kabında sakladım), geceleri buzdolabının elektriğini servis aküsüne yük binmesin diye kestim, bizi 3 gün rahatlıkla idare etti. Dolayısıyla hafta içinde bir gecemi göceğe ayırdım, hem buz ve içecek ikmali hem de banyo ve dinlenmek için, çok da rahat ettik.

 

İlk gittiğimde tüm koyları gezmiştim, bu sefer sadece en beğendiğim koylarda geçirdim haftamı. Benim 3 favori koyum var ;

Taşyaka(Bedri Rahmi), Tersane ve Göbün koyları ; üçünün de ortak özelliği tesislerin olması ve denizin berrak, temiz olması, çocukların yüzme ve eylenmesi için çok uygun olmaları.

 

Özellikle hafta ortasında Taşyakayı tercih ediyorum, suyu bol bir koy, tekneyi temizleme ve yıkama, su ikmali, yüzme ve banyo için. Ayrıca bu koyda internet, tv de var. Lig tv de bonusu maç meraklıları için. Ali adında bir işletmecisi var, hesap isterken KAYK’dan geldiğinizi belirtirseniz ciddi indirim yapıyor.


Bu koyun bir özelliği de su alınan yerde yıllar önce ilk mavi yolculu yapan Bedri Rahmi’nin kaya üzerine yaptığı balık resmiyle Azra Erhat’ın daha yukarılarda(sevgili Dr. Salim Ağabeyimin uyarısıyla çıkıp baktığım) yine kaya üzerine küçük taşlarla işlediği bir çalışması var. Ayrıca buradan koyun seyrine doyum olmuyor. Bu koyun yerliler tarafından “Bedri Rahmi Koyu “ diye adlandırıldığını da belirtelim.

 

Tersane adası içinde küçücük bir koy olan tersane koyunu da genç bir karı koca işletiyorlar, kışın da orada yaşıyorlar. Çok şirin bir tesisleri var. Göcek koyunun en büyük adası bu ve tek yaşayanlar onlar. Yaban ortamında yaşayan bir keçi sürüleri var. Burada tandırda oğlak deneyin olağanüstü lezzetli ve güzel yapıyorlar. Denizi de harika.

 

Finali de(cumartesi akşamı) göbünde yaptım. Burası dünyaca ünlü bir koy, restoranı da öyle, literatüre geçmiş. Çok eski yıllarda Fethiyeli bir balıkçı ve dalgıç olan muammer göbünlü bir kızı sever ve evlenip buraya yerleşirler. Karadan ulaşımı olmayan kapıdağ yarımadasının koynundaki bu küçük koyda yokluk içinde yaşar, kendi ihtiyaçlarını üretir, balık tutar yaşarlarmış. Yıllarca gelen geçen gezginlere de kendi tuttukları balık ve böcekleri pişirip sunarlarmış. Geçen zaman içinde ünlenmişler ve bu işi geçimleri yapmışlar. Şimdilerde de yaşlanmışlar ve göbünü çocukları ve yeğenlerine bırakıp karı koca Fethiye kaya köyüne yerleşmişler. Çocukları işi büyütmüşler ve çok güzel bir tesise dönüştürmüşler(bu bilgiler Sadun Boro ve Meriç Köyatası’nın çeşitli yazılarında anlatılır, ben de çocuklarıyla yaptığım sohbette Kaya köylü balıkçının hikayesini bir kez daha dinledim) . Burada da tv, internet ve lig tv var meraklıları için!

 

Sıra mutfakta ; yaban ortamında yetişen tavuklar fırında köz ateşinde yapılıyor , servis yaparken gördüm çok güzel görünüyordu ama denemedim. Buranın spesiyaliteleri ahtapot salatası(gözünüzün önünde avlanıp gelmiş ahtopot dövülerek temizleniyor, hemen haşlanıp küçük küçük doğranmış taze hıyar turşusuyla birlikte zeytinyağı ve limonla marine edilerek ılık ılık sunuluyor ki her türlü takdiri hak ediyor), ızgara ahtopot(yine haşlanmış ahtopot bu sefer kimyon, karabiber gibi baharatlarla işlenip ızgarada kızartılıyor, bu da pamuk gibi ağzınızda dağılıyor) ve balık. Şimdilerde özellikle akya, lağos ve orfoz bolca bulunuyor.

 

Biz cumartesi gecesi üç çocuk, altı yetişkin toplam dokuz kişi(ayıptır söylemesi) 2,5 kilo balığı, iki büyücek ahtopot tabağıyla mezeleri, dağlar gibi marulla göller gibi rakıyı ege türküleri ve zeybekler eşliğinde midelerimize uğurladık. Arada içilen kola ve biralar gani! Son kahvaltımızı da göbünde iskelede işletmeden yaptık ; Kuşadası’nda ki köy kahvaltılarının kulağını çınlatarak!

Tabaklar dolusu süzme ballar, petek ballar, kendi yaptıkları çilek reçelleri, çeşitli peynirler, zeytinler, kaymaklar, tereyağlar, zeytinyağı, domates ve eşliğinde fırında hemen pişirdikleri tazecik pasta gibi tava ekmekleriyle; insanın önce gözü doyuyor sonra midesi ve ruhu ! Sadece bilgi ve ölçü olsun diye yazıyorum, iki gün bir gece dokuz kişi arada içilen çaylar, kahveler, sular bahşiş dahil ödediğimiz hesap 500 lira. Üstüne üstlük palamarları alırken işletmecisi İsmail kucağında iki taze ekmek, iki büyük şişe soğuk suyu yolluk olsun diye koşa koşa bize getirdi hediye etti, öpüşüp vedalaştık.

 

Son olarak göbün koyunda lokantanın hemen yanında tepelere tırmanan bir patika var. Onbeş yirmi dakikalık bir tırmanışla zirveye çıkılıyor, bir tarafınızda göbün ve göcek koyunun eşsiz güzellikleri, öbür yanınızda Fethiye körfezi . Kahvaltıdan sonra yaptığımız bu yürüyüş de emeğimize deydi.

 

Sizlere rüzgarınız kolayına bol denizli günler diliyorum.

 

Sevgiyle kalın…

 

Mehmet topay